MARAŞ’TAN BİR “ÇIKIŞ” OLMALI

     Sağduyulu aklı başında Maraşlılar bir “çıkış” arasalar iyi olur. Ya bir çıkış bulsalar ya da bir çıkış açsalar çok iyi olur... Güzelim kentin, iyi insanlarının da adı katliamla birlikte anılıyor. Katliamın ünü Maraş Dondurması’nı geçmiş durumdayken, şimdi bir de buna 32 yıl sonra, “katliama sahip çıkma’’  ünvanı eklendi. Maraş uyuma, geçmişine (katliama) sahip çık. Kan dondurucu, ürpertici bir tablo.

Yola dökülen ve “Maraştan çıkış yok” sloganı atanların hemen hemen tamamı katliam tarihinde henüz hayatta olmayanlar. Demek ki linç ve öldürme kültürü kendisini yenilemiş. Yapılanların meşru sayılacağı, yapanların beraat edeceği bir sosyal ortam oluşturulmuş. Kültürel etkileşim kısa devre yapmış. Katiller yeniden, yeniden, yeniden doğmuş. Kadın, çocuk, ihtiyar, genç demeden insan öldürmeyi, hele hele sadece farklı düşünce ve inanıştan olduğu için insan öldürmeyi asla kabullenmeyecek, eminim sayıları ezici çoğunluğu oluşturan iyi yurttaşlar, çocuklarını, katilliği meşru sayan bir anlayışla, katil adaylarıyla birlikte yetiştirme zilletiyle karşı karşıyalar.

Maraş’ta yaşayan iyi insanların, katil olmayanların, katilleri alkışlamayanların, katillerin katil olduğunu fark edenlerin, yapılanlara meşruiyet reçeteleri yazmayanların derhal çıkış yolları aramalarında fayda var. Aksi halde onlar, onların çocukları, torunları ve onların da çocukları,  kendisini sürekli yeniden üreten bu öldürücü hastalıkla birlikte yaşamak zorunda kalacaklar. Bir şeyler yapmazlarsa, bir şeyler yapmazsak, gerçekten orası Maraş ve gerçekten oradan çıkış yok.

Anma nasıl olmalı

“Anma” kaybedilenlerin anılmasından öte bir anlam taşımalı. Olaylar hatırlanmalı, iyisi, kötüsü, yanlışı doğrusu tartışılmalı. Yapılan hatalarla yüzleşilmelidir. Bu salt medeni bir davranış sergilemek adına,  vicdanlar rahatlasın diye yapılan bir eylem değildir. Anma, yapılan ve insanlığa bedel ödeten yanlışlıkların tekrarlanmaması için bulunmuş bir yoldur. Anma, yaşanan olaylara dair bütün bakış açılarının ifade edildiği ve irdelendiği, sorunlu yanların ortaya döküldüğü, bu sayede tedavi edici ve gelecek kuşakları güvenceye alıcı bir etkinliktir.

Bu anlamıyla anma, ülkemizde, gördüğümüz örnekler esas alındığında, enine boyuna yaşanan bir olgu değildir. Yapılanlar daha çok kaybedilenlerin yakınlarının gerçekleştirdiği bir yad etme töreni şeklindedir. Kendisini kaybedilenlerle özdeşleştirenler anar, katillerle özdeşleştirenler “kaygıyla” izler, diğer taraflarsa sessiz kalır. Oysa bu katliamları yapanlara yakın sayılan gurupların da söz aldığı, üzüntüsünü  ifade edebildiği bir ortam, toplumun bütün düşünen ve hissedenlerinin, toplumun ve ülkenin iyiliği için katılımcı olabildiği bir tablo oluşmalıdır. Ancak bu şekilde katliam kültürünün kendisini yeniden üretmesini önleyebiliriz. Ancak bu şekilde Maraş’ın, Çorum’un, Malatya’nın, Sivas’ın, Trabzon’un Dünya’ya ve insanlara gülümseyen yüzünü ortaya çıkarabiliriz.

Tepkiler

Maraş’taki anma etkinliği girişiminde yaşananlar birçok kişiyi derinden sarstı, düşünceye sevk etti ve üzdü. Ancak, derin devlet ve gladyo eylemleri konularındaki “hassasiyetiyle” tanıdığımız bir kısım muhafazakâr münevveri ve gazetelerini nedense hiç ilgilendirmedi, kurbanları anma etkinliğinin 32 yıl sonra saldırıya uğraması bu gazetelerde tek satır yer bulmadı. Hayırdır arkadaşlar, sizler inançlı, geniş ufuklu, barışçı ve özgür insanlarsınız, bu sessizlik niye? Kendinizi katillere yakın hissetmenin suçluluğu içinde olduğunuzu söylemeyin sakın. İnanmam!

Av. ÜMİT UYSAL,2011 ANTALYA

Paylaşın...

Facebook ile paylaşGoogle Plus ile paylaşTwitter ile paylaş
Our website is protected by DMC Firewall!